İnsan alıştığı yerlerden uzaklaşıp yalnız yaşamaya başlayınca bir süre sonra katılaşıyor, başa çıkmayı öğreniyor ve hatta "kaya" gibi oluyor zamanla. Büyük ihtimalle de daha az duyarlı... Bir kere eskiden nazınızı çeken aileniz, eşiniz dostunuz burada yok. Dolayısı ile kimseye nazlanma veya şımarma lüksünüz de yok. En yalnız hissedilen anlar ise hiç şüphesiz ki hastalık anları. Şiddetli bir karın ağrısı yaşarken tek düşündüğünüz şeyin "kendi kendimi iyileştirmem gerek" olması önce üzer, sonra da hafiften acırsınız bu duruma. Geride bıraktıklarınızın tek tek gözünüzün önünen geçmesi an meselesidir. Kendi kendinize sağladığınız bu garip yaşama şaşarsınız; sahi sevdiklerimden, arkadaşlarımdan uzakta nasıl bu kadar mutlu olabildim diye? Karşımızda bulduğumuz kendimiz, artık daha "güçlü"dür, bunu anlarken gizli bir sahte sevinç de yaşarsınız içinizde. Ama aslında bilirsiniz ki, paylaşmayı azalttığımızda mutluluğumuzu da sınırlandırmış oluyoruz. Bu yüzdendir buralarda öyle coşku dolu kahkahalara pek rastlanılmaması...Ve bu yüzdendir artık eve dönme vaktinin geldiğini anlamanız...
9 Kasım 2010 Salı
350. gün
Yaşadığınız, doğup büyüdüğünüz yerden uzaklaşmak, hele ki öyle 3-4 saatte eve ulaşamayacak bir noktadaysanız beraberinde zaman içerisinde değişen duygu dalgalanmalarını da getiriyor. Her başlangıç gibi, bu serüvenin de başlangıcı çok güzel, keyifli, hele ki gitmek için bir nedeni olanlardansanız...Bu okyanus aşırı göç semaları her zaman keşiflere açık, cazibeli ve kendinizi dinleme olanağı sunan yeni dünyaların kapılarını çalma şansı verir. Başlarda evinizden kilometrelerce uzakta ama aynı zamanda da Japon yapısının getirdiği gelenesekllik ile evinizde gibi hissettiğiniz bugünler uzun sürmez... Derken sizin gibi başka göçmen kuşların da varlığını keşfedersiniz, onların kanadında sıcaklık bulursunuz. Güzel arkadaşlıklar kurarsınız, "iyi ki varsınız" dedirten... Kimi zaman da buz gibi bir yabancılıkta kalbiniz kırılır.
İnsan alıştığı yerlerden uzaklaşıp yalnız yaşamaya başlayınca bir süre sonra katılaşıyor, başa çıkmayı öğreniyor ve hatta "kaya" gibi oluyor zamanla. Büyük ihtimalle de daha az duyarlı... Bir kere eskiden nazınızı çeken aileniz, eşiniz dostunuz burada yok. Dolayısı ile kimseye nazlanma veya şımarma lüksünüz de yok. En yalnız hissedilen anlar ise hiç şüphesiz ki hastalık anları. Şiddetli bir karın ağrısı yaşarken tek düşündüğünüz şeyin "kendi kendimi iyileştirmem gerek" olması önce üzer, sonra da hafiften acırsınız bu duruma. Geride bıraktıklarınızın tek tek gözünüzün önünen geçmesi an meselesidir. Kendi kendinize sağladığınız bu garip yaşama şaşarsınız; sahi sevdiklerimden, arkadaşlarımdan uzakta nasıl bu kadar mutlu olabildim diye? Karşımızda bulduğumuz kendimiz, artık daha "güçlü"dür, bunu anlarken gizli bir sahte sevinç de yaşarsınız içinizde. Ama aslında bilirsiniz ki, paylaşmayı azalttığımızda mutluluğumuzu da sınırlandırmış oluyoruz. Bu yüzdendir buralarda öyle coşku dolu kahkahalara pek rastlanılmaması...Ve bu yüzdendir artık eve dönme vaktinin geldiğini anlamanız...
İnsan alıştığı yerlerden uzaklaşıp yalnız yaşamaya başlayınca bir süre sonra katılaşıyor, başa çıkmayı öğreniyor ve hatta "kaya" gibi oluyor zamanla. Büyük ihtimalle de daha az duyarlı... Bir kere eskiden nazınızı çeken aileniz, eşiniz dostunuz burada yok. Dolayısı ile kimseye nazlanma veya şımarma lüksünüz de yok. En yalnız hissedilen anlar ise hiç şüphesiz ki hastalık anları. Şiddetli bir karın ağrısı yaşarken tek düşündüğünüz şeyin "kendi kendimi iyileştirmem gerek" olması önce üzer, sonra da hafiften acırsınız bu duruma. Geride bıraktıklarınızın tek tek gözünüzün önünen geçmesi an meselesidir. Kendi kendinize sağladığınız bu garip yaşama şaşarsınız; sahi sevdiklerimden, arkadaşlarımdan uzakta nasıl bu kadar mutlu olabildim diye? Karşımızda bulduğumuz kendimiz, artık daha "güçlü"dür, bunu anlarken gizli bir sahte sevinç de yaşarsınız içinizde. Ama aslında bilirsiniz ki, paylaşmayı azalttığımızda mutluluğumuzu da sınırlandırmış oluyoruz. Bu yüzdendir buralarda öyle coşku dolu kahkahalara pek rastlanılmaması...Ve bu yüzdendir artık eve dönme vaktinin geldiğini anlamanız...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)