28 Ağustos 2009 Cuma

Q: Who was Betty Crocker?

A: One of the best-known women who never existed.

Bu akşamüstü kendimi gelen bir reklam mailindan sonra iç çekerek yine sayfasında gezinirken buldum.

Wikipedia kendisini bir "personal and cultural icon" olarak tanımlarken ben kendisi ile Amerikan market raflarında tanışmıştım. "Just Add Water!" tarzında kek karışımları, mikrodalga popcorn, biscuit gibi tam benlik ıvır zıvırlara düşkünseniz pazara 1921'de girmiş ve binlerce kolaylık sunan Betty Crocker dünyasına çok yakınsınız demektir.




İşin ilginç yanı Betty Crocker bir hayali kahraman, şirket yöneticisi emektar Crocker kendi soyadını verirken kulağa hoş gelen bir isim olarak da "Betty" adını koyuyor. Betty bu camiada yüzünü ilk kez 1936'da gösteriyor paketlerde. Sonrasında her 6 yılda bir yüzünü değiştirerek daha modern bir hal alıyor ve paketlere öyle yansıyor ama hiç yaşlanmıyor. Bugün 88 yaşında olmasına rağmen Benjamin Button misali bir döngü içinde resimlerde görünen Betty giderek çağa uyum sağlıyor.


Amerika'da Betty Crocker'ın yaşadığına cidden inananlar da var. Kendisine yazılan binlerce mektuba ve tarif isteklerine geri dönen firma "Betty" imzasinı kullanınca ve üstüne de bir radyo show'u yayınlayınca Betty Crocker'ın Amerika'da en tanınmış ikinci kadın olması pek de zor olmuyor (Eleanor Roosevelt'ten sonra).

Marketing dünyası bana uzak, ama poli-multi-facial Betty, bana göre bir pazarlama harikası...Kek hazırlama ve yeme alışkanlıklarımızı sonsuza kadar değiştiren ve asla varolmayan bir hanım Betty.


P.S 1: Bu akşam ne pişireyim diyenler için sitedeki "elinizde hangi malzemeler varsa yazın, biz söyleyelim" köşesini tavsiye ederim.
http://www.bettycrocker.com/

P.S 2: "Finding Betty Crocker: The Secret Life of America's First Lady of Food." by Minneapolis author Susan Marks. -İşte bir Amerika siparişi-
http://www.upress.umn.edu/Books/M/marks_finding.html

14 Ağustos 2009 Cuma

About a boy

Hayatımıza girdiği anı çok net hatırlayabiliyorum, Kadıköy'de çalıştığım klinikte bir Cumartesi günü telefonda sevinçle vermişlerdi müjdeyi. "Hala oluyorsun" diye. "Hala olmak" derken???

O soru işaretlerinden bugüne 2 yıldan fazla geçmiş geçmiş. İlk doğumgününde yanında değildim, neyse ki ikincide yakalayabildik. Karşımızda mumlarını üflemeye çalışan, anlamadığımız şekilde Flemenkçe kelimeler kullanan, minik araba delisi, kızıl saçları, tatlı tek gamzesiyle, füzyon isimli biricik yeğenim: BARAN

Genetik olarak baktığımızda kardeşimin çocuğu olarak 25% aynı genleri taşıyoruz ki bence küçümsenir bir oran değil, duygusal olarak ise 100% bağlandık, aşık olduk, özler olduk...


Hollanda ile özdeşleşen turuncu rengi crocks'ları


Henüz şeker ve çikolata ile tanışmamış olan Baran, hayatı bu üzüm ve elma kurularından ibaret sanıyor; tüm kutu bitene kadar büyük bir el manipülasyonu ile tek tek taneleri mideye hoplatıyor.



Doc Hudson & Sheriff



Büyük ihtimalle hiç anlayamayacağım ama hayalgücü ile ona anlatabileceğimiz masal kitapları (Baran, bak bu Kıtmir..)


Dikkat!!! Evde yürürken karşınıza araç çıkabilir !!!



Uykusunda terapik, sedatif, hipnotik etki yaptığına inandığım "Cars" ailesi, nasıl olup da uykusunda bir an elinden bırakmadığına ve 2 yaşında bu bağlılığa pes doğrusu!

İlahi Barancım, çok yaşa sen e mi???